
Bir zamanlar Biga çarşısının en hareketli dükkânlarından biri terzi dükkânlarıydı. Sabahın erken saatlerinde açılan kepenklerin ardından makas sesleri, dikiş makinelerinin ritmi ve odun kömürüyle ısıtılan ağır ütülerin buharı yükselirdi. Her dükkân aynı zamanda bir okul gibiydi; ustalar bilgi ve emeğini kalfalara, kalfalar ise çıraklara aktarırdı.
Fotoğrafta görülen Terzi Hakkı Usta’nın dükkânı da dönemin emeğini, sabrını ve meslek kültürünü yansıtan önemli mekânlardan biridir. Kumaşların özenle kesildiği, elde dikimlerin yapıldığı bu küçük atölyelerde yalnızca kıyafet değil, aynı zamanda bir hayat terbiyesi de şekillenirdi. Çıraklar mesleği öğrenirken saygıyı, disiplini ve alın terinin değerini de öğrenirdi.
Bugün teknolojinin gelişmesi ve hazır giyim sektörünün yaygınlaşmasıyla birlikte terzicilik mesleği eski yoğun günlerinden uzaklaşmış olsa da, geçmişte Biga’da oldukça yaygın ve saygın bir meslek olarak önemli bir yere sahipti. Düğünlük elbiselerden günlük kıyafetlere kadar pek çok giysi, mahallenin tanınan terzilerinin ellerinden çıkardı.
Odun kömürüyle ısıtılan ütüler, metrelerce kumaş, askılarda bekleyen ceketler ve iş başındaki genç çıraklar… Bu kare, Biga’nın üretim kültürünü ve kaybolmaya yüz tutan mesleklerinden birini günümüze taşıyan kıymetli bir hatıradır.
Biga’nın kent belleğinde yer alan bu fotoğraf, geçmişin emek dolu çalışma hayatını ve ustalıktan yetişen bir meslek geleneğini gelecek kuşaklara aktarmaya devam ediyor.